7 Haziran 2012 Perşembe

AHİR ZAMAN ŞAHISLARI KİMLERDİR?

AHİR ZAMAN ŞAHISLARI KİMLERDİR?
çinde bulunduğumuz asır, Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde ve İslam alimlerinin eserlerinde haber verilen ahir zaman alametlerinin gerçekleştiği müjdeli bir dönemdir. Bu alametlerin birbiri ardınca gerçekleşmesi ile tüm İslam alemi çok kutlu bir bekleyiş içine girmiştir: Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişi, Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışı ve İslam ahlakının tüm dünya üzerinde hakim olması.
Ahir zaman, kıyametten önceki son dönem anlamına gelen bir kavramdır. Ahir zamanın özellikleri ve alametleri Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde detaylı olarak tarif edilmiştir. Ahir zamanla ilgili bilgiler, en güvenilir ve temel İslami kaynakların da ana konularından birini oluşturur. Bu kaynaklara dayanarak ahir zamanın ana özelliklerini şu şekilde tarif edebiliriz:
Ahir zaman iki ayrı devirden oluşur. Ahir zamanın ilk devri, ahlaki dejenerasyonun arttığı, açlık ve yokluğun yaşandığı, çatışmaların, anarşi ve kargaşanın insanlara tedirginlik ve korku verdiği, insanların büyük çoğunluğunun sevgisizliğin, acımasızlığın ve bencilliğin acısını yaşadıkları bir dönemdir. Bu devrin ardından, Rabbimiz'in Hz. İsa'yı yeniden dünyaya göndermesi ve Hz. Mehdi'nin insanların hidayetine vesile olmasıyla bu karanlık dönemin son bulacağı "Altınçağ" başlayacaktır. Altınçağ'da Allah'ın izniyle bolluk, bereket, huzur, güvenlik, adalet ve sevgi tüm dünyaya hakim olacaktır.
Ahir zaman çok büyük olayların ve tarihi gelişmelerin yaşanacağı bir dönemdir. Bu değişimlere vesile olacak şahıslar da çok kutlu ve mübarek insanlardır. Ahir zamanın bu mübarek şahıslarından biri olan Hz. İsa, bundan yaklaşık 2000 yıl önce Rabbimiz'in Katına yükseltilmiştir ve Allah'ın takdir ettiği vakit geldiğinde de yeniden dünyaya dönecektir. Hadislerde ve Kuran ayetlerinde haber verilen bilgiler, Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişinin ahir zamanda olacağına işaret etmektedir.
Ayrıca Peygamberimiz (sav), hadis-i şeriflerinde bu dönemde Hz. Mehdi'nin ortaya çıkacağını ve yeryüzünü barış ve adaletle dolduracağını müjdelemiştir. Hz. Mehdi'nin üstün ahlakı ve şerefli mücadelesi hadislerde detaylı olarak haber verilmiştir. Peygamber Efendimiz (sav), salih Müslümanlara Hz. Mehdi ortaya çıktığında ona uymalarını bildirmiştir. Hz. İsa ve Hz. Mehdi, ahir zamanda dinsizliğe karşı fikri mücadele yürütecek, -Allah'ın izniyle- Kuran ahlakının tüm yeryüzüne hakim olmasına vesile olacaklardır.
Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin bu büyük fikri mücadelelerinde karşılarındaki en önemli negatif gücün ne olacağı da hadislerde haber verilmiştir. Bu negatif güç "Deccal"dir. Güvenilir hadislerde ve temel İslami kaynaklarda kıyametin büyük alametlerinden biri olarak sayılan Deccal ismi, "dcl" kökünden gelen "yalancı, hilekar, zihinleri gönülleri, iyi ile kötüyü, hak ile batılı karıştıran, birşeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen, bucak bucak her yeri dolaşan müfsid (fesadlaştıran) ve kötü kişi" anlamına gelmektedir.
Peygamberimiz (sav)'in sözlerinde Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişi hakkında; fiziksel özellikleri, nerede ve hangi tarihlerde ortaya çıkacakları, ne gibi faaliyetlerde bulunacakları ve onları diğer insanlardan ayırt eden ve tanınmalarını sağlayacak özellikleri gibi konularda çok detaylı bilgiler verilmiştir. Aynı şekilde hadislerde Deccal'in bu kutlu şahıslara karşı ne gibi yöntemlerle mücadele edeceği, insanları kendi tarafına çekebilmek için hangi ikna metodlarını kullanacağı ve nasıl tanınabileceğine yönelik de pek çok bilgi yer almaktadır.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. İsa, Hz. Mehdi ve Deccal hakkında bu kadar detaylı bilgiler verilmesinin bir hikmeti, ortaya çıktıkları zaman bu kişilerin kolaylıkla tanınabilmelerine yöneliktir. Ancak yaklaşık on dört asırdır beklenmelerine ve haklarında bu kadar çok tanıtıcı bilgi olmasına rağmen, hadislerin işaretlerine göre, bu mübarek şahıslar ve Deccal, ortaya çıkışlarının ilk dönemlerinde insanların büyük bir kısmı tarafından tanınamayacak ya da yanlış tanınacaklardır. Kuşkusuz Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin tanınamamasında, onlara karşı büyük bir mücadele verecek olan Deccal'in büyük etkisi olacaktır. Deccal, ahir zamanda Hz. İsa'nın ve Hz. Mehdi'nin karşısında yer alacak, inkarın insanlar arasında yayılması için mücadele edecek ve insanları kötülüğe sürükleyebilmek için her türlü yola başvuracaktır. Türlü aldatmacalar ve hilelerle kendisini insanlara farklı şekilde tanıtacak, bu nedenle negatif bir güç olduğu da hemen anlaşılamayacak ve Hz. İsa ve Hz. Mehdi gibi o da hemen tanınamayacaktır. Bu şekilde insanların büyük bir kısmını yalanlarıyla etkisi altına alacak ve istediği şekilde yönlendirebilecektir. Hatta insanların büyük çoğunluğu, Deccaliyet'in telkinleriyle, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin karşısında yer alacak ve onlara karşı mücadele edeceklerdir. Bu sebeple ortaya çıkışlarının ilk yıllarında Hz. İsa ve Hz. Mehdi'yi takdir edip, bu mübarek insanları destekleyenlerin sayısı da son derece az olacak, hatta onlara inanan kimselerden de zamanla yanlarından ayrılanlar olacaktır.
Kuşkusuz bu durum son derece şaşırtıcı ve düşündürücüdür. Çünkü Hz. İsa ve Hz. Mehdi, yalnızca Allah'ın rızasına uyan, tüm insanların dünyada ve ahiretteki kurtuluşu için samimi çaba harcayan, dünyaya huzur, barış, bolluk, bereket getirecek çok hayırlı ve kıymetli insanlardır. Normal şartlarda, ahir zaman alametlerinin birbiri ardınca gerçekleştiği, bu kutlu şahısların ortaya çıkışlarının beklendiği bir dönemde yaşayan tüm Müslümanların, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişini büyük bir sevinç ve şevkle bekliyor olmaları gerekir. Ortaya çıktıklarında da, yine aynı şevkle, onların üstün ahlaklarını görüp takdir edebilmeleri ve hadislerde bildirilen özelliklerinden onları tanıyabilmeleri gerekir. Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin yapacakları hayırlı faaliyetleri açıkça gören her Müslümanın bu kimselerin yanında olmayı ve onlarla birlikte hareket eden hak topluluğa destek vermeyi istemesi; onlara yardımcı olabilmek için büyük bir şevk ve heyecan içinde birbirleriyle yarışmaları gerekir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi, bu durumun tam tersine insanların çok büyük bir bölümü tüm bu gelişmelere şahit olacakları halde, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'yi ya tanıyamayacak ya da çeşitli sebeplerle tanıdıkları halde onlara destek olmaktan ve onların yanlarında yer almaktan kaçınacaklardır.
Hadislerdeki bu işaretler, ahir zaman şahıslarının geliş alametleri, onları diğer insanlardan ayıran özellikleri ve Deccal'in onlara karşı vereceği batıla dayalı mücadelesi hakkında Müslümanların doğru bilgilendirilmesinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Unutulmamalıdır ki ahir zaman insanların neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamakta zorlanacakları, din ahlakından uzaklaşılmış olunmasının büyük kargaşa ve kaosa neden olduğu bir dönemdir. Bu bilgiler, böyle bir dönemde -Allah'ın izniyle- Müslümanları iyiyi kötüyle karıştırmaktan ve doğru olanı fark edememekten koruyacaktır.
Bu kitabın amacı, Kuran ayetleri, Peygamberimiz (sav)'in hadisleri ve İslam alimlerinin açıklamaları doğrultusunda tüm Müslümanların Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişi ve Deccal hakkında en doğru bilgileri edinebilmelerini sağlayabilmektir. Hz. İsa ve Hz. Mehdi ortaya çıktığında, Müslümanların bu mübarek insanları tanıyıp takdir edebilmelerine engel olabilecek tüm sebepleri açıklığa kavuşturmak, Deccal'in bu yönde başvurabileceği tüm hileli düzenleri deşifre etmek ve böyle tarihi bir olay karşısında Müslümanların büyük bir yanılgıya kapılmalarını önleyebilmektir. Tüm bu bilgileri gözler önüne sererek, tüm Müslümanların bu kıymetli insanların yanında yer alan, onlara en güzel desteği veren kişilerden olmalarına vesile olabilmektir.
Tekrar hatırlatmak gerekir ki, içinde bulunduğumuz dönem, yaklaşık 1400 senedir beklenen tarihi bir dönemdir. Bu nedenle bu gerçeğin şuurunda olan ve Hz. İsa ve Hz. Mehdi gibi mübarek şahıslar çıktığında onların yanında olma şerefine erişmek isteyen tüm Müslümanlar, bu kitapta yer alan bilgileri dikkatlice okumalı ve kendilerini doğruya uymaktan alıkoyabilecek her türlü yanlış bilgilendirme ve yönlendirmeye karşı dikkatli olmalıdırlar. Bu mübarek insanların tanınmalarını nelerin engelleyebileceğini bilmeli, onları doğru bir şekilde tanıyabilmek için tüm sebeplere sarılmalıdırlar.

BEDİÜZZAMAN'IN MÜJDELEDİĞİ MEHDİ

BEDİÜZZAMAN'IN MÜJDELEDİĞİ MEHDİ
Peygamberimiz (sav) hadislerinde, her yüzyıl başında Allah'ın yeryüzüne bir müceddid (dini hakikatleri devrin ihtiyaçlarına göre izah etmek üzere gönderilen büyük alim) göndereceğini müjdelemektedir:

Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah her yüz sene başında şu ümmetin dinini bidatten (dine sonradan sokulan hurafelerden) ayıracak, yenileyecek (ilim sahibi) BİR ZATI gönderir. (Sünen-i Ebu Davud, 5/100)

Dünya ekonomisindeki kriz ahir zaman alametlerinden biri olabilir mi?

Geçtiğimiz Ekim ayının başı, başta ABD’de olmak üzere dünya ekonomisinde uzun süredir sinyal veren tarihi bir krizin başlangıcı oldu. Bazı uzmanlarca krizin 1929 yılında yaşanan ve 1930’lu yıllar boyunca devam eden ekonomik buhranı bile gölgede bırakabileceği öngörüldü.
Ancak birçok ülkeyi ortak kararlar alıp tedbir uygulamaya yönelten bu krizin ekonomik yönünün dışında önemli bir özelliği daha var. Bu kriz, önümüzdeki dönemde dünya tarihinde gerçekleşecek önemli olayların bir işareti olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.) 
Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde kıyamete yakın bir zamanda yaşanacak olan ahir zaman hakkında çok detaylı bilgiler ve işaretler yer almaktadır. Peygamberimiz (sav)’in verdiği bilgilere göre, bu dönemde –birbiri ardınca olmak üzere- pek çok önemli olay gerçekleşecektir. Fitnelerin çoğalması, haramların helal sayılması, dünyayı karışıklık ve kargaşanın kaplaması, İran-Irak Savaşı ve Afganistan'in işgali hadislerde bildirilen ve günümüze kadar gerçekleşen alametlerden bazılarıdır.
Ahir zamanda belli bir dönem süresince yaşanacak olan ekonomik kriz de, rivayetlere göre Hz. İsa’nın ikinci kez yeryüzüne inişinden, Hz. Mehdi’nin ve Deccal'in ortaya çıkışından hemen önce gerçekleşecek olan çok önemli bir alamettir. Nitekim bir süredir beklenen ve geçtiğimiz Ekim ayının başında Amerika’dan başlayarak tüm dünya ekonomisini etkileyen ekonomik çöküş, ahir zamanın bir alametinin daha gerçekleşmiş olduğunu göstermektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)

Peygamber Efendimiz (sav)’in de hadislerinde bildirdiği ekonomik sıkıntılar, içinde yaşadığımız dönemde ard arda gerçekleşen ahir zaman alametlerinden biridir.
"Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İŞTE ONUN İŞARETLERİ GELMİŞTİR. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp-düşünmeleri onlara neyi sağlar?" (Muhammed Suresi, 18)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Hadislerinde Ahir Zamanda Ekonomik Durumun Kötüleşeceği Nasıl Bildirilmiştir?
Günümüzde en çok konuşulan konuların başında ekonomik sorunlar gelmektedir. Dünya üzerindeki insanların büyük bir bölümü açlık sınırında yaşamakta, pek çok ülke dış yardım olmadan varlığını devam ettirememektedir. Ülkelerin sadece yardım almaları da yeterli olmamaktadır, çünkü söz konusu ülkeler bu yardımların faizlerini ödeyemedikleri için çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.
Bugün en zengininden en fakirine kadar tüm ülkelerde çok büyük bir ekonomik darboğazın yaşandığını, işsizliğin arttığını görmekteyiz. Bir tarafta çok büyük bir zenginlik, sefahat, israf ve bunun sonucunda da dejenerasyonun her türlüsü yaşanmaktayken, diğer tarafta insanlar tek bir ekmek için birbirleriyle kavga etmektedirler. Sürekli bu konularda yazılar yazılmakta, sempozyumlar düzenlenmekte, toplantılar yapılmakta, ama köklü bir çözüm üretilememektedir; hatta açlık ve sefalet gün geçtikçe daha da artmaktadır.
Frankfurt’tan Washington’a, Hong Kong’tan Londra’ya dünyanın çeşitli bölgelerindeki merkez bankalarında alınan tedbirlere, açıklanan kurtarma paketlerine rağmen dünya    borsalarındaki çöküşün sürmesi, bir hafta içinde finans piyasalarında 4 trilyon doları aşan bir kayba sebep olmuştur.
www.patronlardunyasi.com/ news_detail.php?id=51295
Geçtiğimiz Ekim ayında Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanmaya başlanan kriz yalnızca ABD’yi etkilememiş, İngiltere’den Almanya’ya, Fransa’dan Rusya ve Uzak Doğu’ya kadar dünyadaki tüm ekonomi piyasalarını sarsıcı şekilde etkileyen küresel bir krize dönüşmüştür. Yoksulluk sadece dünyanın belirli ülkelerini ilgilendiren bir problem olmaktan çıkmış ve modern ülkelerde bile toplumları tehdit eden bir tehlike halini almıştır. Ancak dünya ekonomisinde yaşanan bu son buhranın, ekonomi dışında farklı bir önemi daha vardır: Peygamber Efendimiz (sav) bundan yaklaşık olarak 1400 yıl önce içinde yaşadığımız ahir zamanda ekonominin genel olarak bozulmaya uğrayacağını hadislerinde bildirmiştir. Bunun Hz. İsa’nın ikinci kez yeryüzüne inişi ve Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışı öncesinde gerçekleşecek bir alamet olduğunu haber vermiştir. Hadislerde konuyla ilgili olarak şöyle bildirilmiştir:

Hz. Mehdi çıkmadan önce, milletler arasında ticaret ve yollar kesilecek, insanlar arasında fitneler çoğalacaktır. 1
 “Herkesin az kazançtan yakınması... Paraları için zenginlerin saygı görmesi...” 2
“Piyasanın durgun olması, kazançların azalması...” 3
Ülke Ekonomilerinde Yaşanan Krizlerin Temel Nedeni Nedir?
Ticaretin değer olarak %72, miktar olarak %60 oranında düştüğü 1929 buhranından sonra, dünya birçok önemli kriz yaşamıştır. Özellikle son 20 yıllık süre (1990-2008) günümüz ekonomilerini yakından ilgilendiren önemli krizlere sahne olmuş bir dönemdir. 1992 Avrupa krizi, Meksika krizi, Asya krizi, Rusya ve Brezilya krizleri, Arjantin krizi ve son ABD krizi...
Krizi başlatan unsur, her ülke için tamamen farklı olabilmekte, ülke içinden veya dışından gelebilmektedir. Örneğin, ülke içinde krizin başlatıcısı politik dengelerde önemli bir değişim olabildiği gibi daha önce ölçüsüz sermaye akışının söz konusu olduğu gayrimenkul veya banka sektörü gibi bir alandaki iktisadi çöküş de olabilir. Ancak gerçekte, gerek en son ABD örneğinde gerekse de dünyadaki diğer ülkelerin ekonomilerinde olsun, yaşanan tüm krizlerin en temel sebeplerinden biri ahlaki dejenerasyondur.
Bu tip krizlerin hepsinin kökeninde bazı çevrelerin yolsuzluğa, gelir adaletsizliğine, rüşvete, üretim yerine paradan para kazanmaya -yani faize- yönelmeleri gibi ahlaki bozukluklar yatar. Tüm bunlar ise Allah'ın Kuran'da yasakladığı fiillerdir.
Allah korkusu olmayan, O'nun emrettiklerine göre bir yaşantı sürmeyen insanlar, meşru olmayan yollara yönelmekte bir sakınca görmezler. Ahlaki yönden sınır tanımayan, adaleti gözetmeyen, sadece kendi çıkarları için hareket eden bir toplumda ise, ekonominin sağlıklı yürüyebilmesi için gerekli olan güven ortamı tamamen ortadan kalkar.
Güven ortamı sağlanmadığında da elbette krizler, buhranlar birbiri ardınca gelecektir. Üstelik yaşanan kriz sonrası da yine haksızlıklarla dolu bir süreci beraberinde getirecektir. 2001 yılında ekonomik kriz yaşayan Arjantin örneğinde olduğu gibi, halkın sokağa dökülmesi, yağma, yıkma olayları ve birçok insanın ölmesi hep temeldeki ahlaki eksikliklerin bir sonucudur. Bu nedenle gerçek çözüm; adaletsizliği, yolsuzluğu, bozgunculuğu yasaklayan ve bunun yerine insanların birbirlerine yardım etmelerini, fakiri ve yetimi gözetmelerini, zekat vermelerini, hayır işlerine koşmalarını ve salih amellerde bulunmalarını emreden Kuran ahlakına uymaktır.

EKONOMİK KRİZİN DÜNYA ÇAPINDAKİ ETKİLERİ
ABD’nin dördüncü büyük yatırım bankası olan 158 yıllık Lehman Brothers, kredi krizi nedeniyle girdiği zor durumdan kurtulamayarak Eylül (2008) ayının ortasında iflas mahmesine iflas başvurusunda bulundu. Lehman Brothers’ın iflası 1990 yılından beri ABD’de yaşanan en büyük iflas konumunda.4
Dünyanın en büyük aracı kurumu Merrill Lynch, küresel kredi krizi nedeniyle yaklaşık 46 milyar dolar zarar etti. Bu zarar sonucunda ABD’nin iki numaralı bankası Bank of America tarafından satın alındı.5
İflas eden yatırım bankalarının ardından ABD’nin en büyük mevduat bankası olan Washington Mutual da, Eylül (2008) ayının sonunda iflas ettiğini açıkladı. Böylece ABD’de 2008 yılının başından beri batan bankaların sayısı 13’e çıkmış oldu.6
ABD Çalışma Bakanlığı’nın açıkladığı rapora göre, Ağustos ayında işini kaybedenlerin sayısı 73 bin iken Eylül ayında 159 bin kişi işini kaybetti. Son beş yılın en büyük işten çıkarma rakamı olarak kayıtlara geçen bu sayıyla birlikte son dokuz ayda işini kaybeden insan sayısı net olarak 760 bin oldu. 7
Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Japonya da küresel krizden etkilendi. 98 yıllık bir kuruluş olan ve toplam borcu 2.7 milyar doları bulan sigorta şirketi Yamato Life Insurance, Ekim 2008 tarihinde iflas etti.8
Birleşmiş Milletler’in “Refah Seviyesi En Yüksek Ülkeler” listesinde ilk sırada bulunan İzlanda, ekonomik krizden ülke olarak etkilenmiş durumda. Dış borçlarını ödeyemeyecek duruma gelen ülkede, 44 milyar Euro’luk borçlarını ödeyemeyen ülkenin en büyük üç bankasına el konuldu.9 İzlandalılar banka şubelerinin önünde uzun kuyruklar oluşturmaya başladı. İzlandalılar banka şubelerinin önünde uzun kuyruklar oluşturmaya başladı.
Belçika’da yapılan bir kamuoyu araştırması halkın yüzde 57’sinin, mevduatlarının geleceğinden endişe duyduğunu gösterdi. 10
4100 çalışanı ve Almanya çapında 73 mağazası bulunan Hertie mağazalar zinciri, Temmuz 2008 tarihinde iflas duyurusunda bulundu. Hertie’nin bağlı olduğu finans şirketinin 30 milyon Euro zarar ettiği açıklandı.11
İngiltere’de ülkenin üçüncü büyük turizm firması olan ve 21 uçaktan oluşan filosu bulunan XL isimli şirket, Eylül 2008 tarihinde iflas etti. Ayrıca British Airways isimli havayolu şirketi de krizi gerekçe göstererek 1400 çalışanının işine son verdi. 12
DOĞAL FELAKETLER DE AHİR ZAMANI İŞARET EDİYOR OLABİLİR
Doğal afetlerin son yıllarda hem sayısal hem de büyüklük olarak arttığı istatistiksel bir gerçektir. Son 10 yılda baş gösteren iklim değişikliklerinin yol açtığı felaketler, bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Depremler, kasırgalar, yıldırımlar ve seller gibi doğal afetlerin artmasının, Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen hadislere göre, kıyamete yakın dönemde yaşanacak olan ahir zamanın habercisi olması kuvvetle muhtemeldir. (En doğrusunu Allah bilir.)
Kıyametten önce 10 alamet görmeden O, kopmayacaktır. Onuncusu, insanları denize atacak olan kasırga...13
Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır... Depremler çoğalacak... 14
Ev ve kulübe bırakmayan şiddetli yağmur yağıncaya kadar kıyamet kopmaz. 15
Kıyametin yaklaştığı sırada yıldırımlar o kadar çoğalacak ki, insanlar (birbirlerine şöyle) diyecekler: "Dün kime yıldırım isabet etti?" Onlar da (şöyle) cevap verecekler: "Dün falan ve filan (kimseleri) yıldırım çarptı." 16
Son beş yıl içinde gerçekleşen doğal afetlerden bazıları:
* Tarih boyunca Asya'da, Uzakdoğu'da çeşitli felaketler, depremler ve kasırgalar yaşanmıştır. Bu felaketlerde çok büyük yıkımlar gerçekleşmiş, çok yüksek sayıda insan hayatını kaybetmiştir. Ancak 26 Aralık 2004 tarihinde Güney Asya'da gerçekleşen ve 225 binin üzerinde kişinin ölümüyle sonuçlanan tsunami, bu felaketlerin en büyüğü olmuştur.
* 2005 yılının Ağustos ayında ABD'nin Meksika Körfezi'nde yaşanan Katrina Kasırgası bölgede büyük yıkım meydana getirdi. Kasırga 1836 kişinin yaşamını yitirmesine ve tahmini 81.2 milyar dolarlık zarara sebep oldu. Böylece Katrina, ABD tarihinin en yüksek maddi hasar getiren doğal afeti oldu.
* 8 Ekim 2005 tarihinde Pakistan’da İslamabad’ın 95 kilometre doğusunda 7,6 şiddetinde bir deprem yaşandı. Depremde 73 bin 320 kişi öldü. Keşmir eyaletinin Hindistan kısmında da etkili olan deprem nedeniyle burada da 1244 kişi yaşamını yitirdi.
* 2007 yılının Haziran ve Temmuz aylarında Afganistan, Çin, Hindistan ve Pakistan’da etkili olan muson yağmurları nedeniyle 1750 kişi yaşamını yitirdi.
* Myanmar’ı etkisi altına alan tropik Nargis kasırgası, Mayıs 2008 tarihinde 134 binden fazla insanın ölümüne ya da kaybolmasına neden oldu. 2,5 milyon kişi kasırga nedeniyle yardıma muhtaç duruma düştü. 17
* Çin’in Sichuan eyaletinde yaşanan 8,0 büyüklüğündeki depremde 65 bin kişi öldü, 23 bin kişi kayboldu, 360 bin kişi yaralandı ve 5 milyon kişi evsiz kaldı. Deprem, sadece Sichuan eyaletinde 9,6 milyar dolar ekonomik kayba yol açtı.
Faiz ekonomisinin neden olduğu derin sıkıntılar, günümüze kadar birçok ülkede kendini göstermiş ve faturasını o ülkenin halkına çok ağır bir şekilde ödetmiştir. Kişisel çıkarların ve gayri ahlaki kazançların neden olduğu ve birçok ülkenin yakasını bırakmayan bu sıkıntıların kesin çözümünü Allah Kuran-ı Kerim'de açıkça bildirmiştir. Allah, kişilerin mallarının haksızlıkla yenmesini ve var olan kaynakların israf edilerek kullanılmasını haram kıldığı gibi, kendi menfaatleri uğruna diğer insanları değersiz görüp, onları sıkıntıya sokmayı da yasaklamıştır. Ekonomideki olumsuzlukların çözümü verimli, adaletli, girişimci bir insan modelini gerektiren Kuran ahlakının tüm insanlar arasında yaşanmasıdır.

Son dönemde yaşanan ekonomik sürecin muhakkak ki zahiren pek çok sebebi vardır. Ancak bu noktada önemli olan ekonomideki kötü durumun, hadislerde haber verilen ahir zaman alameti olabileceğidir.(En doğrusunu Allah bilir.) Çünkü dünya tarihindeki her olayda olduğu gibi, bugün yaşanan ekonomik kriz ile ilgili koşulları ve sebepleri de yaratan Yüce Allah’tır.

Peygamber Efendimiz (sav)’in Ahir Zamanda Ekonominin Bozulacağı ile İlgili Hadislerinden Bazıları:
- Kazanç, belirli kişiler arasında dolaşacak, dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düşecekler. 18
- Herkes ''kazanamadığından ve geçinemediğinden'' şikayetçi olacak. 19
- Fakirler çoğalacak. 20
- “Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak.” 21  
- Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman... 22
- İşlerin kesad gitmesi. Herkes "satamıyorum, alamıyorum, kazanamıyorum!" diye yakınacak. 23
Müslüman ülkelerin büyük çoğunluğu hem jeo-stratejik olarak avantajlıdır hem de doğal gaz ve petrol başta olmak üzere değerli enerji kaynaklarına ve doğal zenginliklere sahiptir.
Ne var ki, bu kaynaklar ve stratejik imkanlar yüzyıllardır gereği gibi değerlendirilememiş ve İslam ülkeleri, imkanları olmasına rağmen dünya ekonomisinde lider konumda olamamıştır.
Ancak içinde bulunduğumuz dönemde ekonomistler tarafından da dikkat çekildiği üzere bu durum büyük bir hızla değişmekte ve ekonominin merkezi Batı’dan Doğu’ya kaymaktadır. Allah’ın izniyle 21. yüzyıl İslam coğrafyasında ekonominin güçleneceği ve İslam ülkelerinin dünya ekonomisine yön verecekleri bir yüzyıl olacaktır.
Sosyal Adaletin ve Ekonomik İstikrarın Tek Kaynağı Kuran Ahlakıdır
Kuran ahlakının rehberliğinde yaşanan bir hayatta Allah korkusu ile hareket edilir, dolayısıyla insanlar yalnız kendi çıkarları için değil, tüm insanların rahatı ve çıkarı için uğraşırlar. Çünkü İslam ahlakında birlik, beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma çok önemlidir. Hiç kimse bir başkasının hakkını üstüne geçirmez, çünkü Allah bu çirkin ahlakı yasaklamıştır. Ölçüde hiçbir yanlışlık yapılmaz. Kuran ahlakının yaşandığı bir toplumda, dinsizliğin oluşturduğu adaletsiz, çıkara dayalı, güçlünün zayıfı ezdiği, insanların haksız yollarla başka insanların paylarını kendi paylarına kattığı bir sistem asla yaşanmaz.
Kuran ahlakını rehber edinmiş bir toplumda israf olmaz, israfa kaçan tüketim de olmaz. Yardımlaşma ve adalet sayesinde insanların ekonomik güç seviyesi yükselir. Zengin bir toplum oluşur. Kuran ahlakının yaşandığı, zenginlik ve refahı ile tarihe geçen Asr-ı Saadet dönemi bu gerçeğin en açık delilidir.
Unutmamak gerekir ki yoksulluk sorununun halledilmesi için pek çok geçici çözüm sunulabilir. Ancak burada önemli olan tüm sorunlarda olduğu gibi bu konuda da çözümün Kuran ahlakının yaşanması olduğuna samimi olarak inanılmasıdır. Çünkü kendisi ihtiyaç içinde olduğu halde yiyeceğini yoksula ve yetime yedirmek, kendisinin beğenmeyeceği şeyleri başkalarına vermemek, hissettirmeden başkalarına yardım etmek gibi Kuran'da bildirilen üstün ahlak özellikleri ancak Kuran ahlakı tam olarak yaşandığında ortaya çıkar. Allah maddi yönden güçlü olan kişilerin nasıl davranması gerektiğini Nur Suresi'nde şöyle haber vermiştir:
"Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir." (Nur Suresi, 22)

Risale-i Nur’da Sosyal Adaletsizliklerin Nedenleri Nasıl Açıklanmıştır?
Hicri 13. asrın en büyük İslam alimlerinden biri olan Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur adlı eserinde, toplumlarda iki mantık egemen olduğunda ekonomik adaletsizlik, maddi uçurumlar gibi toplumsal sorunların baş göstereceğine dikkat çekmiştir. Birincisi; başkalarının ne durumda olduğunu düşünmeyen bencil, “Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne.” 28 mantığıdır. İkincisi ise; “İstirahatim için zahmet çek; sen çalış, ben yiyeyim.” 29 mantığıdır. Bunlar, günümüzde de ekonomik krizlerin altında yatan başlıca sebeplerdendir. Kuran ahlakı yaşanmadığı için yalnızca kendilerini düşünen, Kuran’da yasaklandığı halde faiz yiyen, kendi menfaatleri uğruna hiç rahatsızlık duymadan başkalarına zarar veren ve başkalarının emeğini kullanarak onları ezmekte bir sakınca görmeyen insanlardan oluşan toplumlarda ahlaki ve ekonomik çöküşlerin yaşanması kaçınılmazdır.

SAYIN ADNAN OKTAR’IN TÜM DÜNYAYI ETKİLEYEN EKONOMİK KRİZ HAKKINDAKİ ÖNEMLİ TESPİTLERİ

(Sayın Adnan Oktar'ın 04.12.2008 tarihli Kaçkar TV Röportajı’ndan)
* Bu ekonomik kriz de Hz. Mehdi'nin zuhur alametidir. Yani bu ekonomik krizin sonucunda Türk-İslam Birliği daha da güçlenip daha da gelişecektir. Ve Türk-İslam Birliği’ne vesile olacaktır bu ekonomik kriz. Biraz beklenirse bunu göreceğiz inşaAllah.
* Şimdi en önemli olay şu anda Türkiye’de ekonomik krizdir. Bu Yusuf Suresi’nde belirtilen bir işarettir. Çünkü Yusuf Suresi’nde 7’lere dikkat çekilmiştir. 7 yıl kıtlık, 7 yıl bolluk dönemi gibi bir işaret var Kuran'da. Ve 7 ile kilitlenmiş olay. Ekonomik kriz 2007’de başladı. Benim kanaatim Allah-u alem 2014 yılına kadar da devam edecek. Yusuf Suresi’nde yine tarıma ve hayvancılığa dikkat çekilmiş. Ve tedbir alınması, ekonomik krize karşı tedbir alınması konusu işleniyor Yusuf Suresi’nde.
* Hem tarıma hem hayvancılığa çok önem verilmesi gerekiyor. Hatta kümes hayvancılığına varıncaya kadar ağırlık verilmesi gerekiyor. Faizlerin sıfıra çekilmesi, vergilerin iyice düşürülmesi, fakir halka bolca para dağıtılması; yani maaşlarına zam yapılarak para dağıtılması, onların alım gücünün yükseltilerek piyasanın hızlandırılması gerekiyor. Ama ayrıca hastanelerin, mümkünse ücretsiz hale getirilmesi, fakir halkın ücretsiz muayene olmasının sağlanması, ücretli muayenelerin de iyice düşürülerek halkın bu ihtiyacının rahatça giderilmesi gerekiyor. İlaç sanayinin de yine desteklenmesi gerekiyor. Yani ilaç fiyatlarının iyice düşürülmesi, fakir halka ücretsiz ilaç verilmesi. Bunlar hayati konulardır. Bu konularda devletin krize karşı tedbir alması gerekiyor. Eğer kredi verilecekse ilaç sanayine, hastanelere, tarıma ve hayvancılığa ve enerjiye; enerji sektörüne. Bunlar hayati konulardır. Bunlar olduktan sonra, bizim milletimiz bu badireden çok rahatlıkla geçer Allah'ın izniyle. Ama bu konularda yoğun tedbir alınması gerekiyor. Ve gecikme olmadan tebir alınması gerekiyor. Gecikme olduktan sonra çok zor olabilir, çok sıkıntılı olabilir diye düşünüyorum.
* Yabancı sermaye batabilir, yani bu önemli değil. Yani lüks tüketim yapan şirketler de batabilir. Yani muhtemelen öyle bir şey olacak gibi görünüyor. Lüks tüketime ait herşeyde bir çökme olabilir. Ama bu hayati kalemler, bu saydığım kalemler son derece önemlidir. Eğer devlet kredi verecekse, bankalar kredi verecekse, bu sektörlerin çok ciddi şekilde desteklenmesi gerekir. Ve hatta devletin doğrudan hayvancılıkla ilgili, tarımla ilgili çalışmalar yapması gerekebilir.  
(Ekim 2008 tarihinde www.patronlardunyasi.com sitesi
ile yapılan röportajdan)
* Dünyada Ekonomik Krizin Olmasının Nedeni:
"Materyalist felsefenin dünyada yaygın olmasının çok büyük etkisi vardır. Eğer dünyada Türk İslam Birliği olsa, ekonomik kriz, terör ve sıkıntı olmaz, tam aksine tam anlamıyla bir bolluk ve müthiş bir zenginlik olur."
--------------------------------------
* Ekonomik Krizin Çözümü:
“İnsanların mallarını ve paralarını dağıtmaktan çekinmemeleri gerekir. Eğer dağıtmak ve harcamak olmazsa, örneğin patronlar yanlarında çalıştırdıkları kişilerin maaşlarına zam yapmazlarsa, herkes elindeki parayı bankalarda tutmaya kalkarsa piyasa durgunlaşır.  Zenginliğin en önemli itici gücü, bol bol dağıtmak ve harcamaktır. Bu paranın hareket etmesini sağlar. Durgun para ölüm getirir yani ekonomiyi öldürür, hareketlenmesi için fakire dağıtılması, maaşlara zam yapılması gerekir. Eline para geçen fakir kesim, o zaman piyasadaki malları satın alır, para hareket eder, bu sanayiyi güçlendirir, üretimi arttırır ve piyasayı canlandırır ve  herkesi mutlu eder. Ekonomik krizin asıl nedeni sıkı para politikasından kaynaklanır. O yüzden ahir zamanda Hz. Mehdi zuhur ettiğinde malı dağıtır, bolluk ve bereket artar.”
21. Yüzyıl Hz. İsa ve Hz. Mehdi Vesilesiyle Ekonomik Refahın Yaşanacağı Bir Yüzyıl Olacaktır
Peygamber Efendimiz (sav)’in "Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır..." (Sünen-i İbni Mace, 10-347/ Ramuz el Ahadis, s. 508) hadisiyle müjdelediği Altınçağ, kıyamete yakın bir zamanda, Kuran ahlakının hakim olacağı ve din ahlakının insanlar arasında yaygın olarak yaşanacağı bir dönemi ifade eder. Rabbimiz bu dönemde sosyal adaletsizliklerin, Darwinizm gibi materyalist akımların, reenkarnasyon gibi sapkın öğretilerin, zulmün ve kavgaların son bulması için Hz. Mehdi (as) yani “doğruya götüren” sıfatını taşıyan üstün ahlaklı bir kulunu vesile kılacaktır.
Hz. Mehdi ve bu kutlu şahıs ile aynı dönemde yeryüzüne ikinci kez gelecek olan Hz. İsa’nın önderliğinde yaşanacak olan Altınçağ’da, Allah’ın izniyle İslam ahlakı yeryüzüne hakim olacak, İslam coğrafyasındaki zengin yeraltı kaynakları en verimli şekilde değerlendirilecek ve İslam ülkelerindeki kalkınma ve adaletli ortam tüm dünya ekonomisine etki edecektir. Böylece, "Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir." (Nur Suresi, 22) ayetinin hükmüne uygun olarak hareket eden Hz. İsa ve Hz. Mehdi vesilesiyle tüm dünyada ekonomik refah yaşanacak, sosyal adaletsizlikler ortadan kaldırılacaktır. Kuran ahlakının hakim olduğu bu dönemde toplumun her kesimindeki insanlar arasında çok büyük bir eşitlik yaşanacak ve Allah’ın izniyle huzur ve güven dolu bir ortam olacaktır.
Peygamber Efendimiz (sav)’in Hz. İsa ve Hz. Mehdi Önderliğinde Yaşanacak Altınçağ ile İlgili Hadislerinden Bazıları:
- O zaman ümmetim iyisi, kötüsü, hepsi de benzerini görmedikleri nimetlerle nimetlenir. 24
- Onun (Hz. Mehdi’nin) zamanında yeryüzü içindeki hazineleri dışarıya fırlatacaktır. 25
- Öyle bir zaman gelecek ki kişi (ayırdığı) altın sadakasıyla (taraf taraf) dolaşacak da sonra elinden sadakasını alacak hiçbir (fakir) kimse bulamayacak. 26
- Muhakkak o zamanda mal çoğalıp su gibi akacak da onu hiçbir kimse (tenezzül edip) kabul etmeyecektir. 27
 -----------------------------------------------------------------------
1 El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 39
2 Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 146
3 Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 148
4 http://news.yahoo.com/s/afp/20080915/bs_afp/useconomymarketsfinancebankbanking
5 http://www.msnbc.msn.com/id/26708958/
6 http://timesofindia.indiatimes.com/Business/Washington_ Mutual_files_for_bankruptcy/articleshow/3534825.cms
7 http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/?t=08.08.2008&c=3&i=142990
8 http://www.financialexpress.com/news/japans-yamato-life-insurance-files-for-bankruptcy/371728/
9 http://www.timeturk.com/Izlanda-ekonomisi-iflas-etti-29594-haberi.html
10 a.g.e.
11 http://www.radyokassel.de/modules.php?name=News&file=article&sid=10510
12 http://www.nethaber.com/Ekonomi/74439/Ingilizlerin-en-buyuk-ucuncu-tur-sirketi-iflas
13 Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 288
14 Ramuz-El Ehadis, 476/11
15 Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 253
16 El-Hakim, Müstedrek, 4/444
17 http://www.haberler.com/asya-da-yakin-zamanda-gorulen-en-buyuk-dogal-haberi/
18 Kıyamet Alâmetleri Râmuz el- Ehadis’ten Dersler, ist. 1983
19 a.g.e.
20 İmam Şa’rani, Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 455
21 a.g.e, s. 440
22 Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.52
23 Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 152
24 Kitabül Burhan Fi Alametil Hz. Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 16
25 El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Hz. Mehdiyyil Muntazar, s. 43
26 İmam Şa’rani, Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 462
27 İmam Şa’rani, Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 464
28 Bediüzzaman Said Nursî, "Hakikat Çekirdekleri", Mektûbât, sayfa:456, Yeni Asya Neşriyat, Germany, 1994
29 a.g.e

Mehdi ve Resul farklılığı

Hz. Mehdi'nin gelişini haber veren yazılarda kullanılan “elçi” ifadesi, peygamberlik anlamında değildir. "… Ancak o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur." (Ahzab Suresi, 40) ayetiyle bildirdiği gibi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav), Allah'ın insanlara gönderdiği son peygamberidir.
Ahir zamanda geleceği müjdelenen Hz. Mehdi'nin elçilik vasfı ise, Kuran'da bildirilen “tebliğci” anlamındadır. Kuran'da her Müslüman bu tebliğ görevini yerine getirmekle yükümlü tutulmuştur. Dolayısıyla bu anlamda her Müslüman Allah'ın elçisidir, Hz. Mehdi de tüm Müslümanlar gibi Kuran'ın bu hükmünü yerine getiren bir tebliğci konumundadır. İnsanları güzel ahlaka çağırmakta, Kuran’la uyarmakta, insanlara Kuran hakkında bilmediklerini bildirmektedir. Yeryüzünde İslam ahlakının hakim olmasına vesile olup tüm Müslümanların manevi liderliğini üstlenecektir.
Ancak Hz. Mehdi'nin üstlendiği elçilik görevi, vahiy ile bildirilmiş bir resullük değildir. Vahiy ile bildirilen resullük anlamında bir elçilik anlamı taşımaz, tebliğci anlamında bir elçiliktir. Nübüvvet anlamına gelmemektedir. Zaten, vahiy ile bildirilmediği sürece, bir kişinin Kurani anlamda vahye dayalı bir resul olduğunu iddia etmesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Vahiyle de bildirilemeyeceğine ve Kuran'dan sonra başka bir kitap gelmeyeceğine göre, böyle bir ihtimal söz konusu değildir.
Ama tebliğci anlamında her Müslüman resuldür. Bu anlamda, ‘Allah’ın dinini tebliğ eden elçi’ anlamına gelen ‘resul’ kelimesi, Hz. Mehdi için de kullanılabilir. Tüm Müslümanlar gibi, Hz. Mehdi de Kuran'daki bu tebliğ yükümlülüğünü yerine getirmekle, Allah'ın bir elçisi; Allah'ın ve Kuran'ın bir tebliğcisi olmuş olur. Bu anlamda her Müslüman için elçi ya da resul denebileceği gibi, Hz. Mehdi'ye de elçi ya da resul denebilir.

(Hz.İsa, Hz.Mehdi ve Deccal)Ahir Zaman Şahısları Neden Tanınmıyor?


Ahir Zaman Şahısları Kimlerdir ?
Hz. İsa, Hz. Mehdi ve Deccal'in Çıkışı Güvenilir Hadislerle Bildirilmiştir
Hz. İsa İkinci Kez Yeryüzüne Geldiğinde Neden Tanınmayacaktır?
Hz. İsa Yeryüzüne İkinci Kez Geldiğinde Onu Destekleyenlerin Sayısı Çok Az Olacaktır
Hz. Mehdi Ortaya Çıktığında Neden Tanınmayacaktır?
Hz. İsa ve Hz. Mehdi Konusundaki Şahsi Manevi Yanılgısı
Hz. Mehdi Ortaya Çıktığında Ona Yardım Edenlerin Sayısı Çok Az Olacaktır
Geçmişte Gönderilen Peygamberler de Toplumları Tarafından Tanınmamışlardır
Tarih Boyunca Peygamberlere İman Edenlerin Sayısı Hep Çok Az Olmuştur
Ahir Zaman'da Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin Karşısındaki Negatif Güç: Deccal
Ortaya Çıktığı İlk Dönemlerde Deccal de Tanınmayacaktır
Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin Tanınmamasında Deccal'in Propagandalarının Büyük Etkisi Olacaktır
Deccal'in Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin Tanınmasını Engellemek İçin İzleyeceği Yöntemler
Deccal'in Fitnesinden Korunmak
Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin Tanınmamalarındaki Hayır ve Hikmetler
Hz. İsa ve Hz. Mehdi Gelişlerinden Ümidin Kesildiği Bir Dönemde Ortaya Çıkacaklardır
Hz. İsa Deccal'in Fitnesini Yok Edecektir
Hz. İsa ve Hz. Mehdi Döneminde Yaşanacak Olan Altınçağ

''Beklenen Mehdi ''Hakkında Tüm İslam Alimlerinin Görüşleri


Mehdiyet Konusu Sağlam Delillere Dayanmaktadır
İslam Alimlerinin Mehdiyet Hakkındaki Görüşleri
Risale-i Nur Külliyatı'nda Hz. İsa ve Hz. Mehdi Gerçeği
Bediüzzaman Said Nursi'nin Düşünceleri Eserlerindedir
Günümüz Yazar Ve Mütefekkirlerinin Görüşleri
Hz. Mehdi Hakkında Yayınlanmış Ehl-i Sünnet Kaynakları
Parlayan Yıldız Mehdi
Bir İktibas
Irak Savaşı Hz. Mehdi'nin Alameti mi?
Evrim Teorisi'nin Sonu

Beklenen Mehdi ''Hakkında Tüm İslam Alimlerinin Görüşleri

GİRİŞ
azreti Mehdi, ahir zamanda gönderileceği Peygamber Efendimiz (sav) tarafından müjdelenmiş olan, Müslümanları zulüm ve sıkıntı ortamından kurtaracak, yeryüzündeki fitneleri ortadan kaldıracak, tüm dünyaya barış, adalet, bolluk, huzur, mutluluk ve refah getirecek kutlu bir şahıstır. Peygamberimiz (sav)'den aktarılan sahih rivayetlere göre Hz. Mehdi, çeşitli hurafelerle, batıl inanç ve uygulamalarla aslından uzaklaştırılmış olan dini özüne döndürecek, Hz. İsa ile buluşacak, Allah'ın izniyle yegane hak din olan İslam'ı yeryüzüne yerleşik kılacaktır.
"Mehdi", kelime olarak, "hidayete ermiş, hidayet bulmuş kişi" anlamına gelir (İslam Ansiklopedisi, "Mehdi", c. 5, s. 149). İslami kaynaklarda ve halk arasında ise Peygamberimiz (sav)'in ahir zamanda geleceğini müjdelediği mübarek zatın ismi olarak geçmektedir. Bir İslami kaynakta kelimenin tanımı şöyle yapılmaktadır:
"Mehdi": Allah'ın hakikaten hak yoluna götürdüğü kimsedir. Bu sözcük, isimler arasında o kadar çok kullanılmıştır ki bilinen isimlerden olmuştur. Peygamberimiz (sav)'in ahir zamanda geleceğini müjdelediği kimse bu isimle adlandırılmıştır. (İbn'ül-Esir el-Cezeri, "en-Nihaye fi Garib'il-Hadisi ve'l-Eser", c. 4, s. 244)
Bir başka kaynakta da Hz. Mehdi hakkında şöyle bir açıklama yer almaktadır:
"Mehdi Allah'ın hak yola erdirdiği kimsedir. Mehdi Peygamberimiz (sav)'in ahir zamanda geleceğini müjdelediği, kendi ailesinden olan kimsenin adıdır. Yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracak; zulüm ve haksızlıkla dolmuş iken. O Konstantiniyye'de (El-Müncid Fi'l-A'lam) Mesih ile birlikte olacak. Arab'a ve Arap olmayan herkese hükmedecek, Deccal'i yok edecek... Onun kıyamına dair rivayetler tevatüre ulaşmıştır. Allah'ım! O'nun zuhurunu çabuklaştır..." (Fahrettin et-Türeyhi, Mecma'ül-Bahreyn ve Matla'ün-Nayyireyn, c. 1, s. 475-476)
Mehdiyet konusu her dönemde İslam tarihinde önemli bir yer tutmuştur. Hz. Mehdi, Peygamber Efendimiz (sav)'in çok sayıdaki hadisinde, ismiyle, vasıflarıyla, yardımcılarıyla, devrinin özellikleriyle ve yapacağı icraatlarla ayrıntılı olarak tarif edilmiştir. Peygamberimiz (sav)'in Hz. Mehdi hakkındaki tarifleri o kadar detaylı ve açıktır ki, Hz. Mehdi ortaya çıktığında kendisini görenler bu açıklamalardan hemen kendisini tanıyacaklardır.
Bir ayette, Kitap Ehli'nin Peygamber Efendimiz (sav)'i "çocuklarını tanır gibi" tanıyacakları bildirilmektedir:
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler. (Bakara Suresi, 146)
Bu ayet işari manada, Hz. Mehdi'nin tanınmasına da işaret etmektedir. Hz. Mehdi de ortaya çıktığında, Peygamberimiz (sav)'in tarifleri ışığında, insanlar onu çocuklarını tanır gibi tanıyacaklardır.
Pek çok İslam alimi, tarihçi ve araştırmacı Hz. Mehdi hakkında eserler kaleme almış ya da eserlerinde Mehdiyet konusuna önemli bir yer ayırmıştır. Bu eserler incelendiğinde, Mehdiyet konusunun tartışmaya yer bırakmayacak derecede kesinlik gösterdiği her akıl ve vicdan sahibi Müslüman tarafından rahatlıkla anlaşılabilir. Tüm ehl-i sünnet alimleri Hazreti Mehdi'nin ahir zamanda geleceği konusunda ittifak halindedirler. Çıkış yeri, zamanı, kimliği ve benzeri detaylar konusunda çeşitli yorumlar bulunsa da Peygamberimiz (sav)'in müjdelediği bu şahsın geleceği ve İslam ahlakını yeryüzüne hakim edeceği hakkında muteber İslam alimleri arasında hiçbir görüş ayrılığı yoktur.
Hadis imamları Hazreti Mehdi hakkındaki hadislerin "mütevatir" olduğunu bildirmişlerdir. Bunun anlamı şudur: Mehdiyet hakkında aktarılan hadisler, bu konuda yalan söylemek kastıyla aralarında anlaşmaları teknik olarak mümkün olmayan kişilerden, pek çok farklı kanal vasıtasıyla hadis alimlerine ulaşmıştır. Ayrıca dinimizde çok önemli bir kaynak olarak kabul edilen "Kütüb-ü Sitte"de de Hazreti Mehdi hakkında birçok "sahih" hadis bulunmaktadır. Kütüb-ü Sitte dışındaki diğer hadis kaynaklarında da Mehdiyetle ilgili pek çok sahih rivayet nakledilmektedir. Alimlerimizin, sahih ve mütevatir hadisleri reddetmenin Peygamber (sav)'in sözünü reddetmek anlamına geleceği yönündeki ifadeleri de dikkate alındığında Mehdiyet inancının dinimizdeki yeri ve önemi daha iyi anlaşılır.
Mehdi, yüzyıllar boyunca İslam ümmeti tarafından beklenmektedir. Ancak gerek geçmiş alimlerin izah ve yorumlarından, gerekse günümüzde ve yakın geçmişte yaşayan İslam alim ve mütefekkirlerinin açıklamalarından ve tariflerinden Hazreti Mehdi'nin çıkışının içinde bulunduğumuz döneme denk geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim rivayetlerde Hz. Mehdi'nin çıkış alameti olarak bildirilen olayların pek çoğunun aynen ve kısa aralıklarla art arda gerçekleşmesi bu büyük şahsın vazifeye başlamasının yakın olduğunun, belki de başlamış olduğunun açık bir göstergesidir.
Bu kitapta, tarih boyunca çeşitli dönemlerde yaşamış İslam alimlerinin Mehdiyet hakkındaki görüşlerini, eserlerinde bu konuda aktardıkları rivayetlerden de seçmeler yaparak ele alacağız. Bunların yanısıra, Mehdiyet konusunun İslami kaynaklarda ne derece önemli bir yere sahip olduğunu vurgulamak açısından bu konuda yazılmış ya da bu konudaki itirazlara cevap olarak hazırlanmış eserlerin en meşhurlarının listesini vereceğiz. Mehdiyet konusunda İslami kaynaklarda pek çok rivayet ve açıklama bulunmaktadır. Biz bu kitap kapsamında bunlardan yalnızca bir bölümüne, örnek olması amacıyla yer verdik. Amaç Peygamberimiz (sav)'in mütevatir ve sahih hadislerinde açıkça haber verilen ve pek çok İslam aliminin eserlerinde teferruatlı olarak ele aldıkları Mehdiyet konusunun şüphe götürmez bir gerçek olduğunu, İslam tarihi boyunca bu konunun işlendiği İslami kaynaklardan çeşitli örnekleri ortaya koyarak gözler önüne sermektir.
Ayrıca, -Parlayan Yıldız Mehdi- bölümünde Süleymaniye Kütüphanesi'nde üç değerli el yazması kitapta bulunan Mehdi ve ahir zamanla ilgili ortak hadisleri kullanarak bir çalışma yaptık.
Sitemizde, Sayın Adem Yakup'un Risale-i Nur Külliyatı'nda Hz. İsa ve Hz. Mehdi Gerçeği isimli bir çalışması, araştırmacı-yazar Musa Yusuf'un Mehdilik ve Altınçağ isimli eserinden yapılan bir iktibas ve Irak Savaşının Hz. Mehdi'nin çıkış alameti olabileceğine dair bir çalışma da yer almaktadır.

HZ. İSA VE HZ. MEHDİ GELİŞLERİNDEN ÜMİDİN KESİLDİĞİ BİR DÖNEMDE ORTAYA ÇIKACAKLARDIR

HZ. İSA VE HZ. MEHDİ GELİŞLERİNDEN ÜMİDİN KESİLDİĞİ BİR DÖNEMDE ORTAYA ÇIKACAKLARDIR
eygamberimiz (sav)'in hadislerinde ahir zaman alametlerinden birinin de, insanların "Hz. Mehdi'nin gelmeyeceği yönünde bir ümitsizliğe kapılmaları" olduğu bildirilmiştir. Hadislerdeki işaretlere göre, ahir zamanda savaşlarla, yoklukla, açlıkla, adaletsizliklerle, ahlaki çöküşle ve çeşitli salgın hastalıklarla iç içe yaşayan kimi insanlar, tüm bu olumsuzlukların ortadan kalkabileceğine dair inançlarını yitireceklerdir. Müslümanlar arasında da pek çok kişi, Altınçağ'ın başlayıp, Kuran ahlakının dünya üzerinde hakim olacağı yönündeki beklentilerini kaybedecek ve fitnelerin artarak devam edeceğine inanacaktır. Hadislerde, insanların bu bakış açısıyla, Hz. Mehdi'nin gelmeyeceğini öne sürecekleri şöyle haber verilmiştir:
... ONUN (MEHDİ'NİN) ZUHURU ÜMİTSİZLİK VE YEİS ESNASINDADIR. (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s.274)

HALK TAM ZUHURDAN ÜMİDİNİ KESTİĞİ ANDA O ZUHUR EDECEKTİR! Onun zamanında yaşayıp ona yardım edenlere ne mutlu! Ona düşmanlık besleyip, ona ve onun emrine karşı çıkanlara ve onun düşmanlarından olanlara eyvahlar olsun! (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s.301)

İnsanların ümitsiz olduğu ve "Hiç Mehdi falan yokmuş" dediği bir sırada Allah Mehdi'yi gönderir... 142

... Mehdi, Resulullah'ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar...143

Masum insanlar katloluncaya kadar Mehdi çıkmayacak ve katliamlara yerde ve göktekiler, artık tahammül edemez bir hale geldiğinde zuhur edecektir... 144
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde işaret edildiği gibi, günümüzde de birçok kişi Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelmeyeceğini düşünmektedirler. Oysa bu düşünce de ahir zaman alametlerinden biridir. Nitekim bunun tam tersine, her iki kutlu şahıs da Allah'ın izniyle bu olumsuz ruh halinin insanlar arasında yaygınlaştığı ve gelişlerinden ümitlerin kesildiği bir zamanda ortaya çıkacaklardır.
Allah'ın izni ile Hz. İsa tekrar dünyaya dönecek ve Hz. Mehdi ile birlikte, yaşadıkları tüm zorluklara; sayılarının çok az olmasına, kendilerine yardımcı olunmamasına ve hatta onlara karşı olumsuz faaliyetler yürütülmesine rağmen, Allah'ın izniyle gerçek din ahlakını tüm dünyaya hakim kılacaktır. Yeryüzü bu mübarek şahıslar gelmeden önce nasıl zulüm ve haksızlıkla doluysa, onlar geldikten sonra, Rabbimiz'in izniyle, adalet, barış, güvenlik ve bereketle dolacaktır.